Kafamda bir soru var günlerdir, ne yapcağımı bilmiyorum :)

en uçsuz diyarlara bırakılmış kedi gibiyim, gel desen yolumu bulabilir miyim bilmiyorum, çaresizim sanki

gökkuşağının renklerini görebiliyorum ama ben hala gecenin siyahındayım.

konuşucak çok şey var ama ne zaman?

2011′in ilk 13 gününün özeti
Kişisel:
Yeni bir hayat getirdi 2011 bize, kızım Ceylin’im hoşgeldin dünyamıza,
Kariyer:
tek başıma saniyede 10.000 Watt tüketiyorum, bu bir ölçek olmalı
Yaşam:
Saat sabahın 6′sı ve ben hala işteyim ama kalbim evde bebeklerimin yanında
Öğrendiklerim:
Gerçek dostlarım, işi olunca arayanlar, samimiyetsiz samimiyetler ve eskisi gibi saf olmayışım

bu sene çizgiyi çekme senesi, vakti gelmiş

Tübitak’ın popüler bilim dergisi, “Bilim ve Teknik” Darwini 200.cü yılında kapak yapmaktan vazgeçti.
Bilim ve Teknik ekibindeki emek veren insanların başlarındaki solucan bürokratlar tarafından nasıl tenkit edildiğini duyar gibiyim. Bilim sansürü Osmanlı’nın çöküşünün başladığı zamanlarda da vardı, ilim derslerinin yerini dinsel eğitime ağırlık veren dersler almıştı.  Gidişin iyi olmadığını gömek zor değil ama artık pislik paçalarından akmaya başladı, sanki onlardan olmayan herkes suçlu, haksız ve yanlış.

Darwin amcanın anlatmaya çalıştığı şeyi iki cümle ile anlatmama izin verin;

  • Her yeni nesil bir takım dış etkenlerden etkilenir ve mutasyona uğrar
  • ve bu mutasyonlardan milyonda biri, bu dünyada yaşama olasılığını arttıracak bir kabiliyet kazandırır, geri kalanlar ise ölür.

İnsanın en büyük mutasyonu bilincinin farkına varmasıdır, bu ise benlik oluşturur ve yargılama niteliği kazandırır, bu şekilde hayatta kalır.

Evrimleşememiş tıslayan kadroculardan nefret ettiğimi, allaha ve dinlerine bu kadar çok inanırmış gibi yapıp, başkalarının haklarını yiyip kadrolaştıklarını, kankalarına peşkeş çektiklerini, arsa zengini olduklarını, oğullarına gemicikler aldıklarını, yumurta zengini olup amerikalarda ameliyat olduklarını, hızlandırılmış kara tren yapıp insanları öldürüp katil olduklarını ve mantar gibi çoğaldıklarını gördükçe havlamak istiyorum.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) verilerine göre, üye ülkeler arasında saniyede megabit ücreti bakımından en ucuz genişbant internet hizmeti Japonya, en pahalısı ise Türkiye’de bulunuyor.

Japonya’da saniyede megabit ücreti 0.22 dolar olurken, bu tutar ABD’de 3.18 dolar, İngiltere’de 3.62 dolar, Türkiye’de ise 81.13 dolar düzeyinde.

Kaynak:NTVMSNBC

Hayat,
Sözlükten kelime öğrenmektir, iyi öğrenemediklerini “yaşam” öğretir sana.

Doğarsın, “bebek” olursun,
“çocuk” olmak ta çok güzeldir, bunu bazıları iyi öğrenir,
Sonra “okul” kelimesini öğrenirsin, sana bilmen gerekmeyen bir sürü kelime öğretir.
“okul”da iken, sen verilen dışında kendi çalışmalarınla “aşk”ı öğrenirsin,
sonra da “ilk ayrılık”, “kıskanma” belki “ayrılık”, sonra öyle tuhaf bir duruma düşersinki
yaşadığın duruma mantığın bir isim koyar, “eksik” olma “yeterli olamama” durumu.

Bazı kelimeler vardır ki, çok tekrarladığın halde, şöyle bir kuyruğunu gösteriverir sana, “mutluluk” gibi,
Bazen gelir “mutluluk”, oturur kucağında “masum” bir “kedi” gibi, sonra yüreğin “alışır” ona ve
Öyle beklenmedik bir anda “kaçar” ki, yerinde “yalnızlık” bırakır.

“evlilik”, “aile”, “bir bebek”, “kariyer”, “inanç” hepsini yaşayarak öğrenirsin, bunları öğrenmezsen “yaşam” öğretmez sana

“yaşlanınca”, “çok çalıştığın” için ailene ne kadar az “değer” verdiğini öğrenirsin ve ne kadar az şey “bildiğini”

sonra “ölüm” gelir, “şanslıysan” ilk sen ölürsün, değilsen
“yaşamak bile istemezsin”, ama hayat sana öğretir öğrenmek istemediğin kelimeleri bile…

Erişilebilirlik kötü birşey, tamda kafan bi’milyon iken insanın arayası geliyor onu. Hayatın anlamını bulduğunu düşündüğün anda herkesin yaptığı şeyi yapmaya geldiğini öğreniyorsun.

Ne varki sen kendini hep farklı hissettin, bunu bilemeyeceksin bilebileceğin güne kadar, ölünce yaşayacakmışsın gibi geliyor ama bunu da bilemeyeceksin ölünceye kadar. Benim seni sevdiğimi düşünüyorsun, bunu da bilemeyeceksin ben sana söyleyene kadar.

Beynimi uyuşturmuyor artık zehrin, nasıl olsa kusacak başka kişilerin var.

Fethiye, fırtınada insan ne kadar eğlenebilir

Bir kapı kapanırken, birçok kapı açıldı ve Yaşıyorum!!!, bilseydim böyle olacağını çok önceden yapardım.

Bilseydim bu kadar güzel olabileceğini herşeyin,  … zaman bazen yanlış insanla sen vakit geçirirken doğru insanın kaçmasına neden oluyor. Bu arada, kimse yaşadıklarından şikayet etmemeli, iyi değil bu. Kimse kimseye zorrla bişey yaptırmıyor ya.

Sizz demişken, her insan başka bir insandır her insanda. Sizde canavar olan başkasında melek olabiliyor, ben mi? ben hala canavarım, ama bildiğiniz gibi deil ;) kendim kendime inanamıyorum ama önemli değilki, yaşıyorum…